Kar'a'maş-â

"Dilimce yeni çelişkide nesil..."

Bu yalancı dünyada simülasyonların yapay hayalleriyle vaktimi öldürecek kadar uzun yaşamayacağım.  
Dilimce yeni çelişkide nesil...

“Yeni bir parıltı hissi vardı bugün yüreğimde. Sohbet etmek istiyor kara bulutlarda kaybolmuş yüreğim. Sorunsuzca durum paylaşmak gibi hayat benim için. Bir türlü son bulmuyor beğeni ve takip almadığı gibi.”
Kar'a'maş-â
Kar'a'maş-â
Dilimce yeni çelişkide nesil...
- Listen English Part - | - Hören Sie Deutsche Teilen -

Mısralar arasında kaybolup gidiyor insan adeta. Benim minik biriciğim de son sözlerini böyle sayıklamıştı yüreğime. Artık onu göremiyorum. İstesem de mümkün kılınamaz bu asla. Her ne olduysa ve ne zaman ilk kâbus tohumları atıldıysa hayatımızı perişan bir hale soktu. Nitekim bize gece veya gündüz döngüsü yok artık. Güneş görmeyen diyarda gündüzü görmek rüya, yahut hayalden ötesi olamazdı ya…

 
Size hikayemi anlatacak ve kafanızı şişirecek değilim. Zaten anlatacak olsam da nereden başlayacağım ki? Rüyalarımı anlatmak daha memnun eder gibi de sanmayın. Çünkü rüya da görmüyoruz biz bu diyarda. Uyku uyumak gerek rüyalarda huzur bulmak için. Dostlarım bazen uyuyor ama açlık ve acıyı unutmak için. Onlar da rüyadan bir haber, kabuslarla uyanıyor her saat başında.  Buraya, sizin dünyanıza geldiğim günden beri sizin sorularınızla adeta kıskaca alınmış durumdayız. Ama buna da razıyız, yeter ki bizi oraya tekrar göndermeyin. Size bir şeyler anlatmamı istediler. Sizi mutlu edecek ve meraklarınızı giderecek bir şeyler olsun dediler. Ben de karar verdim ki, size hayallerimi rüyalarda görebilmeniz temennisiyle anlatayım. Bunun için de sizi önce obama davet ediyorum. Sıcak bir çorba içip bu karlı havada önce içinizi ısıtayım. Sonra da yol alırız geldiğim diyarlara doğru…  (Bu kısım yayıncı tarafından silinmiş ve okura aktarılan bölümde belirtilmemiştir.)

 
Merhaba,

Ben Ceyda. Vaka sorumlusu ve empiloji uzmanıyım. Size bilinmez, efsane olduğu sanılan meçhul bir diyardan ve o diyardan kaçıp bize sığınmayı başaran 3 arkadaşı takdim edeceğim. Onların öykü ve hayallerini size aktarmasına vesile olacağım. Çok sık biçimde beni söze karışırken bulacaksınız. Çünkü bunu gerçekleri gün yüzüne çıkarmak için yapmak zorundayım. Hangi gerçekleri mi? Sizden ve yıllarca bizden gizlenen gerçekleri. Biraz önce anlatım yapan kişi kayra. Ona en sevdiği eşinin son sözleri derin yaralar açmış. O sözlerle birlikte yazdıklarını sizin için derledim. Çünkü piyasaya sürülen kitap içerisinde ne yazık ki ciddi bir sansür var. Daha da ilginç olanı ise, röportajdan 1 yıl sonra kitabın yazılması ve yazımından tam 10 yıl sonra yayınlanmasına izin veriliyor olmasıdır. Devamını anlatması için sizi Kayra ile baş başa bırakayım.

 
Mavi gökyüzünde süzülen yaprakların üzerinde yaşam sürüyorduk. Doğa ile iç içe olmaktan öte, hatta doğanın içinde var olmaktan da öte bir şeydi simin hayatımız. Çünkü biz doğanın aslen kendisi, adeta kalbiydik bu diyarda. Doğanın hiddeti biz, yıkımı da yok oluşumuzdu. Pembe yapraklı mor ağaçlarla kaplı ormanlar, dağları ve dahi denizleri bile hakimiyetine almıştı. Sizin dünyanızda hiç görmedim ki, denizlerde ormanlar yetişsin. Bizim diyarımızda ağaçların kökleri denizin tabanına bağlı kalmaksızın yüzer ve hayatlarını sürdürürdü. Tüm canlı nesillerin yaşam kaynağıydı. Cansızlar mi? Cansız hiç bir varlık yoktu. Takı o gün gelene kadar.




“Hey… Yer. Yeter artık! Bırak şu saçmalıkları, ıvır da zıvırı. Bırak da gel bana biraz yardım et. Toplamış çocukları saçmalıklarla beyinlerini bulandıracak anlatımlar yapıyorsun. Yazıp, İnternette yok orada burada paylaştığın yetmiyor ya, bir de çoluğu çocuğu bulandır.”

Sessizce çocukların yüzüne bakıyordu. Eşinin söylediği hiç bir şeyi dikkat almaz bir vaziyette gibi olsada içten içe kendini kemiren bir kaos içerisindeydi. Saatlerce her fırsatta anlattıkları insanların aklını bulandırıyor, karma karışık fikirler beslemelerine neden oluyordu. Fakrlı gezegende hayat var derken, sonunda bunun saçma bir fikir olduğunu savunurken, hak verenlere de yanlış düşündüklerini söylüyordu. Onu sevenler ne yapacağını şaşırmıştı. Anlattıklarına karşı gelseler de katılsalar da hep bir tepkiyle karşılaşıyorlardır.

_ “Masir, hadi kalk da bana yardım et. Sofranın hazırlanması gerek.” diye yeniden eşi Ayça seslendi Masir’e. Masir sessiz bir tebessümle çocukları kendi haline bırakıp, mutfağın yolunu tuttu. Mutfağın girişindeki takvime göz atıp, kendince bir iç geçirdi; “Zamanın hep çok hızlı geçtiğini söylüyorlar. Bana göre ise çok farklı. Zaman bir türlü bitmek bilmiyor. Hal böyle iken ben yetişemiyorum. Zamanın uçsuzluğunda kayboluyor, onunla aynı derecede yaşam süremiyorum. Beni yedi bitirdi. Bak, saçlarıma aklar düştü onun yüzünden.” Eşi Ayça hanım, sakince, “Kimi bekliyorsun da zamanda kaos yaşıyorsun? Ya da neyin olmasını?” Masir derin bir nefes çekti, gökyüzünü seyreder gibi tavana bakarak yanıt verdi. “Gerçeği, kaçınılmaz çelişkilerdeki gerçeği…”

 
Ayça hafif hiddetli, oh dercesine Masir’in yanıt vermeyecek olmasına aldırmaksızın karşılık vermişti. “Şu saçma sapak uğraşları ve millete anlattığın palavra öykü ve kuramları bırakırsan böyle saçma hislere de kapılmazsın.”

 
Birkaç gün sonra bahçede öylece Masir otururken bir hanım efendi çıka geldi. Masir ve eşi Ayça kahvaltı masasında idi. Gelen hanım efendi, kendisini takdim edip, isminin Ceyda olduğunu belirtti. Masir hiç danımamış, ilk defa görmüş halde idi. Ancak oğlu Ceyda’ya bakarak heyecanla cevap verdi: “Baba, bu o bize anlattığın abla değil mi?” Babası şok olmuş halde idi. Tabi ki, Ceyda hanım da. Ama en çok Ayça hanım şaşkınlık içinde idi. Ceyda hanım ne kadar ilk defa geldiğini ve bir konu hakkında görüşmek istediğini belirtse de, Masir ise ne kadar tanımadığını ve ilk kez gördüğünü belirtip, ima etse de Ayça hanım için durum böyle değil, bilakis çok daha farklı cereyan etmişti. Ceyda ile aralarında bir şey olduğunu düşünmeye başlamıştı. Öyle bir takıntı hali almıştı ki, aylarca unutamayacağı bir kapris içerisine girmişti. Ölümünün de asıl nedeni bu içini kemiren tereddüt, endişe ve güvensizlik algısı olmuştu. Bu olayın üzerinden 6 ay geçmişti ki, Masir’in eşi Ayça hanım hayata gözlerini esrarlı biçimde yummuştu. O gün sonrasında Ceyda hanımın araştırmaları nedeniyle sıkça Masir ile görüşmesi ve evlerini birkaç defa ziyaret etmesi durumu daha da kötü hale getirmişti. Birçok kez Masir ile aralarında tartışma olsa da Masir diğer insanların onu önemsemeyip,  dışladığı gibi yapmış ve eşini bu kabusa mahkum etmişti. Onun varlığıyla var olmak yerine, kendini ondan soyutlamış, eşini kaderine ruh dünyasında terk etmişti. Bu süreç ise 6 ay sonra son bulmuştu ve artık Ayça yoktu. Dini rütüellerince gömülmesi gerekiyordu. Ama büyük bir sorun baş göstermişti. Mezar bulmakta zorlanıyordu. Oldukça da pahalı idi. Tek bir çözüm vardı. Yakılması gerekiyordu ve öyle de yaptı. Ondan hiç bir anı bu şekilde ardında kalmayacaktı. Aslında onu o kadar çok seviyordu ki, bu onda aşırı bir gurur, eşinin ona olan sevgisi ise kıskançlıkla aşırı romantizme dönüşmüştü. Aşırılaşan romantizm olgusu, Ayça’yı içinden çıkılamaz bir hayata sürüklemişti. Alınganlık, tereddüt ve güvensizlik, endişeler ve kurgular içinde gerçeği arama durumları onun sonu olmuştu.

- Rastgele İçerik -


Görüşler: 0
avatar
Konuyla ilgili Bingle: Kar'a'maş-â
Detaylı incelemek için tıklayın.
Google | Biliver | Vuhuv | DuckDuck | Bul | Swisscows | Turtc | YandexCe
Hören: DEUTSCH | Listen: ENGLISH

Rastgele Alıntılar bölümünde yer alan Kar'a'maş-â, 17.10.2018 tarihinde yazılmış olup; 65 kez okunmuş ve 1-4 kez beğenilmiştir.

İlgili bloga ait RSS adresi: "http://rastgelelik.com/blog/rss/"
Sayfa adresi: "http://rastgelelik.com/karamasa"

"Kar'a'maş-â" Blogunun 0 adet özel görüşü bulunmaktadır. #Kar'a'maş-â, karamaşa; #Kar'a'maş-â, #karamasa, karamasa, Kara Maşa, gibi birçok benzer konuyu bünyesinde barındıran "Kar'a'maş-â" isimli blog yazısı hakkında herhangi bir yabancı dilde özet bulunmamaktadır. 

#Kar'a'maş-â, #Kar'a'maş-â
17.10.2018 | Takip: 84-2//1542080411 = http://rastgelelik.com/karamasa
Yeni Ekle | Üye Ol
Rastgelelik.com
HİZMETLER
ÖZEL SEÇİM
SİTE ARAÇLARI